BLOG.VERAROCKS.COM
Ekim 19, 2009
Yeni bloglarımıza http://blog.verarocks.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Blue Bossa
Eylül 28, 2009

Bugün Uluç ile tekrar bir kayda girdik. Geçen sefer olduğu gibi hızlı bir kayıt oldu yine.
Açıkçası kayıtlar hakkında söylenecek çok fazla şey bulamıyorum. En iyisi konuşma faslını kısa keselim. Biraz müzik dinleyelim.
Bu şarkının davul kayıtlarının Engin Dağlık tarafından kaydedildiğini unutmayalım. Engin‘in stüdyosu ile daha ayrıntılı bilgi için buradan.
Ayrıca Uluç‘a So What ve Blue Bossa kayıtları ile katılacağı Nardis Genç Caz Gitarist yarışmasında başarılar.
Her zamanki gibi dosyayı indirmeniz de mümkün.
İyi dinlemeler,
Özgür
Türkiye Müzik Endüstrisinde Rekabet Gücü
Eylül 26, 2009

Başlıktaki konumuz Hakan Kurşun’un 2 Ekim 2009 Cuma günü İstanbul SAE’de vereceği seminerin konusu. Günümüzde müzik yapmaya ve bunu ücretli ya da ücretsiz olarak pazarlamaya çalışan birçok kişiyi yakından ilgilendiren bir konu.
Bu konu ile ilgili kişisel fikirlerimi de yazacağım bir blog yazısı gelebilir seminerden sonra.
Seminer ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için buradan.
Özgür
Kayıtlar, Peyote Konseri ve daha bir sürü şey…
Eylül 25, 2009
![]()
Selamlar efendim…
Blog’a uzun zamandır yazı yazmadığım için çok doluyum, birçok şeyden bahsedebilirim, ancak sınırlı sayıda konuya müsait bu blog… En güncel olandan başlayayım;
VERA kayıtları, Özgür’ün ve benim gitar line’larımın kaydedilmesinden sonra bir mola verdi… Önümüzdeki hafta Mustafa’nın gitarları, saksafon kayıtları vs. vs., yani işimiz yine çok. Ancak hırslıyız, istekliyiz, enerji doluyuz…
Bu kayıtlarda soundumuzun değişeceğini biliyorduk, ancak bu kadarını ben de tahmin edememiştim. Hain, Bir Sorun Yok ve Partide adlı 3 şarkımızda birçok tarzın etkilerini yakalayabileceksiniz. Bizim açımızdan son derece farklı bir tecrübe oldu, olmaya da devam ediyor…
Tabi ki, sounddaki değişiklikler, sahneye de yansıyacak. Gitaristimiz Özgür’ü, birçok şarkıda laptop ve midi klavyenin başında altyapıları yönetirken göreceksiniz… Bazı şarkılarımızda, Uluç Büyükbeşe saksafonu ile bize eşlik edecek, benim yeniden gitara dönmem söz konusu, bakalım bu konuda ne karar vereceğiz
Eski şarkılarımıza da altyapılar hazırladık, bazı düzenlemelerde de değişiklikler yaptık… 2 yıldır sürdürdüğümüz Hard Rock geleneğinden bütünüyle kopuyoruz diyebilirim, isimlendirmek gerekirse de;
Kusura bakmayın ancak ben şu anda isimlendiremiyorum, umarım zaman içinde isimlendirebiliriz… Şimdilik, Yeni Nesil Rock soundu demek hepimize yetiyor …
Gelişerek değişen klişesini gönül rahatlığıyla kullanabileceğim güzide grubum VERA’nın, bu sezonki ilk performansı 8 Ekim’de Peyote’de olacak. Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü gruplarından Jukebox ve Lemur‘un da sahne alacağı bu geceye katılırsanız, birçok sürprizle karşılacaksınız… Tamamiyle beste çalınacak bu konserde, yukarıda kaba taslak bahsettiğim değişikliklerin büyük çoğunluğunu görebileceğinizi tahaddüt ediyoruz.
Başka bir mevzu da, yeni menajerimiz Can Bilgin. Üniversitede tanıştığım bu arkadaş, başımıza menajer oldu… Yaptığı iyi işlerin ve düzgün kişiliğinin yanısıra, Denizli’li olması, hatta Dünyacan ve Canberk’le 1 sene aynı lisede okuması onun hakkındaki düşüncelerimizi oldukça iyi yönde etkilemeye devam ediyor. Memleket başka birşey…
Can Bilgin’e bizimle uğraşma konusunda başarılar diliyorum…
Bölük pörçük, aklıma gelenleri sıraladığım bu blog’un da sonuna geldik, yarın öbür gün, başka bir saatte, daha düzgün hazırlanmış bir blogda görüşmek üzere arkadaşlar!
Koray
p.s: PEYOTE konserinin facebook linki için tıklayınız.
Bir sorun mu vardı?
Eylül 16, 2009

Evet bazen ufak tefek sorunlarımız oluyor. Bazı anlaşmazlıklar, teknik aksaklıklar, günümüzde olmamak.. Bunların hepsi başımıza gelen şeyler atlatmaya çalışıyoruz. İşin güzel tarafı atlatıyoruz da. Kayıtlarımıza çok kısacık bir ara verdikten sonra geri döndük. Sevgili davulcumuz Canberk ayağının tozuyla geldi kayıtlara katıldı. Henüz bişey kaydetmedi fakat çok yakında onu da davul setinin başıan davet edeceğiz.
15 Eylülde yaptığımız “Bir Sorun Yok” gitar kayıtları ve kayıtları dışında olanlardan kısa bir video mix yine karşınızda..
Eğer YouTube ile ilgili sorunlarınız varsa aynı videoyu vimeo üzerinden izlemek için tıklayın.
Kayıt günü çektiğimiz fotoğraflara da buradan ulaşabilirsiniz.
Takipte kalın!
Özgür
The Death of Bunny Munro
Eylül 14, 2009

Geçenlerde öyle vakit öldürmek için gezerken gözüme çarpmıştı Nick Cave‘in yeni kitabı “Bunny Munro’nun Ölümü“. Ne iyi etmişim de almamışım. Koray saolsun bu kitabı bana alma inceliğinde bulunmuş. Tekrar teşekkür ediyorum kendisine
Kitabı okuduktan sonra bir yorum yazmak daha iyi olabilirdi belki ama ilk bikaç sayfadan sonra bile rahatlıkla söyleyebilirim ki klasik Nick Cave. O karanlık atmosferi, o şarkı sözlerini ve o müziği seviyorsanız kitabı da muhtemelen seversiniz. Ben daha başından aşık oldum açıkçası.
Neyse kitabın ismini şöyle bir aratsam neler çıkacak dediğimde kitabın resmi sitesine ulaştım ve Nick Cave‘in kitabı bizzat seslendirdiğini gördüm. İlk 4 bölümü ücretisiz olarak dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
Açık konuşmak gerekirse bu şekilde bir uygulama çok hoşuma gitti. Elimde kitap açtım burdan da dinledim. Beklentilerim zaten yüksekti ve açıkçası bu beklentilerimin bile üzerinde bir keyif aldım Nick Cave‘i dinlemekten. Kesinlikte denemenizi tavsiye ediyorum yukarıda belirttiğim gibi zevklere sahipseniz. En azından ücretsiz olan bu bölümleri bir dinleyin.
Ücretsiz bölümler falan demişken.. Bu mp3 indirme falan işi son zamanlarda beni ciddi şekilde rahasız etmeye başladı. Şimdi siz “dinime küfreden…” diye cümlelerinize başlamadan bu konuyu biraz açmayı deneyeyim. Tekrar belirtme ihtiyacı hissediyorum. Ben kimseye “şöyle yapmalısınız” diyecek yetkiyi kendimde bulmuyorum. Açıkçası bu yetkinin herhangi bir kişide olabileceğini da düşünmüyorum. Sadece kendi yaşadığım şeyleri anlatmak istiyorum. Sonunda “hade len” ya da “aslında mantıklı yahu” demek tamamen sizin tercihiniz.
Bu benim için açıkçası biraz tesadüf oldu. Uzunca bir süre önce kendi kendime mümkün mertebe değişik şeyler dinleyeceğime dair bir söz vermiştim. Kısa bi süre sonra bu sözü tutmanın yanına bile yaklaşamadığımı farkettiğimde bişey denemeye karar verdim. İsmini birkaç kez duyacak kadar tanıdığım fakat hiç dinlemediğim çok farklı tarzlardan kişilerin indirimde olan albümlerini almaya karar verdim. Bu karar iki açıdan mantıklıydı benim için. Bu albümleri arabada bulundurarak yol boyunca yapacak daha iyi bir şey olmadığından bir şekilde dinlemiş olacaktım. Ayrıca bunları sadece indirim reyonlarından aldığım için bana maliyeti CD başına 5-6 TL gibi bir miktarda oluyordu ki birçok ispark için 2 saate kadar parketme bedeli kendisi. Beşiktaş, Taksim, Kadıköy gibi birçok yere gittiğimde sorgusuz sualsiz verdiğim/vermek zorunda bırakıldığım (beni resmi/gayrıresmi değnekçiden koruyamayan sosyal kontrata canım feda) miktarda parayı bir “eser” ya da fiziksel formda düşünürsek bir CD için vermek açıkçası bana hiç koymadı. Hatta beni epey memnun bile etti.
Bu noktada tekrar hatırlatma ihtiyacı hissediyorm. Bu durum herkes için geçerlidir gibi bir iddiada bulunmuyorum. Hiç kimse için geçerli olmayabilir. Ben sadece yaşadıklarımı paylaşıyorum. Katılıp katılmamanız tamamen sizin fikrinizdir.
Neyse işte bu şekilde bi süre devam ettim. Arada CD’lere ayırdığım bütçeyi eskisine oranla arttırdım. Sevdiğim grupların öncelikle best of albümlerini alarak dinlediğim müziği tamamen CD’lere kaydırmaya başladım. İşte daha sonra ses üretim sürecine ilgim arttı. Kritik dinleme yapabilmek için CDler şart hale geldi falan.
Fakat hala günlük işlerle uğraşırken (misal bu yazıyı yazarken) kulağıma K702 kulaklıkları takıp (kendisi tek güvenilir ses kaynağım olur) CD’den müzik dinlemek biraz uğraştırıcı gelmekte. Çünkü açıkçası ses kalitesi çok umrumda da değil şu an ve normal dinleme seviyesinden de epey kısık bir ses, dikkatimi müzige vermediğim zamanlarda beni daha memnun ediyor.
Bu gibi durumlarda müzik dinlerken alternatif bir çözüm lazım olabiliyor. Fakat bu çözüm için de mp3 download etmenin ötesinde birçok opsiyon olduğunu farkettim. last.fm falan vardı paralı oldu. iTunes ile gelen birçok tane radyo kanalı var. Benim kişisel favorim AOL Radio. Kendi arşivleri gayet güzel, bunun yanında birçok radyo istasyonuna da erişebiliyorsunuz. Bunlar sizi tek tek radyo arama zahmetine sokmadan geniş bir yelpazede müzik sunan seçenekler. Eminim ki bunların dışında birçok online yayın yapan radyo istasyonu vardır. Açıkçası bunlar benim için yeterli geldi ve daha fazla aramadım.
Türkiye alternatifi için ise gnçPLAY‘i denedim bugün ve gayet memnun kaldım. Türkçe arşivi oldukça başarılı. Aradığım herkesi bulabildim. Çıtır Burhan bile var
Yabancı müzik arşivinde Buckethead olması hoşuma gitmesine rağmen daha da gelişebileceğini düşünüyorum. Fakat yabancı müzik için zaten halihazırda birçok alternatifi de var.
Neyse sonuç olarak. Ben artık evde müziğimi bu gibi ücretsiz kaynaklardan dinlemeyi tercih ediyorum. Hem daha fazla şey dinliyorum hem kendimi daha huzurlu hissediyorum. Evet kalitesiz biraz fakat aradığım şey zaten kalite değil. Kaliteli birşey dinlemek istediğimde ise CD alma yolunu seçiyorum. İlginç bir şekilde daha bile fazla şarkıya ulaştığımı hissediyorum. Her gün yeni bir hatta birkaç şarkı keşfediyorum. Örneğin şu an The Swell Season‘ın In These Arms adlı parçası çalıyor ve neredeyse eminim ki bu güzel parçayı şu an bu radyoyu dinlemiyor olsaydım asla dinleyemeyecektim.
Bu kadar yazdım şöyle bitireyim: Arkadaşlar ben böyle bişey denedim çok hoşuma gitti. Bunu yazdığım için bana kimse ne ödül verecek ne de herhangi başka bir çıkarım var. Ben gerçekten beni memnun eden bir gelişmeyi (gelişme bile sayılmaz ben yeni keşfediyorum bunları sadece) paylaşmak istedim. Belki birine bi faydası dokunur.
Sabırla okuduğunuz için teşekkürler,
Özgür
Kayıt Zamanı
Eylül 11, 2009

Vera uzun zamandır haberlerini verdiğimiz kayıtlarına resmi olarak 9 Eylül itibarıyle başladı. İlk olarak Hain adlı parçamız için giriştik bu işe. Güzel verimli bi gün oldu. Bu ilk kayıt gününden kısa bir video mix için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.
YouTube sorunluysa aynı videonun vimeo linki burada.
Kayıt sırasında çekilen fotoğraflarımız için de flickr linkimiz burada.
Linklerimizi paylaştıktan sonra kayıtlar hakkında biraz daha ayrıntılı bilgiler vereyim. Bu ilk gün kayıtlarında Koray ile Hain adlı parçanın gitarlarını kaydetmek için bir araya geldik. Şarkının ritm kısmını Koray zaten çoktan hazırlamıştı. Hazır MIDIlerin üzerine gitarları çaldık ve kaydettik. Kayıtlarda planlanılanın aksine giden, “şimdi ne yapsak” dediğimiz hiç bir durumla karşılaşmadık. Epey hızlı ve verimli bir şekilde bir gün içinde bütün gitar kayıtlarımı halloldu. Tonal olarak epey geniş bir aralıkta olan farklı gitar lineları kaydettik. Bu şarkının en ilginç taraflarından birisi de bu olacak bizce. Biraz ezber bozacak nitelikte gitarları var. Umuyoruz ki yayınladığımızda siz de bizim kadar çok seversiniz bu şarkıyı.
İlgilenenler için de biraz teknik konulardan bahsedelim. Kayıtlarda ekipmana bağlı çok bir varyasyonumuz yok. Elektrik gitar kayıtlarında Hughes&Kettner Triamp MKII amfi kullanıyoruz. Bu amfi Carvin Legacy (V30) bir kabine bağlı. Gitar tercihimiz bu şarkı için ağırlıklı bir şekilde Fender Stratocaster olmasına rağmen bazı ara kısımlarda Gibson Les Paul da kullandık. Efekt olarak Fender ’63 Reverb bize bu kayıtlarda çok yardımcı oldu. Stompbox olarak ise bazı kısımlarda EHX Little Big Muff, EVH P90, Keeley CE-2 ve Keeley BD-2 gibi aletlerden faydalandık.
Akustik gitar kayıtlarını ise oldukça hoş bir tonu olan ve başta Koray olmak üzere bütün Vera için manevi bir anlamı da olan bir Fender ile yaptık. Bu gitar bütün toplantılarımızda elimizden düşmeyen ve şarkının gelişme aşaması boyunca hep kullandığımız bir gitar olmanın yanı sıra neredeyse bütün bestelerimizin ilk olarak çalındığı enstrümandır. Bestelerin kayıt sürecine kadar her aşamasında yer alan bu gitar 2 gün öncesine kadar kayıtlarımızda yer alma fırsatı bulamamıştı. Neyse ki sonunda o akustik gitarın sesini de sizlere dinleteceğiz.
Kayıtlarda en büyük eksikliğimiz ise mikrofon konusunda. Elektrik gitar kayıtlarında Shure SM57 kullandık. Akustik gitar kayıtlarında ise Rode K2 kullandık. Zaten bunların dışında bir mikrofonumuz şimdilik olmadığı için kayıtların ilerleyen zamanlarında da tercihimizin değişeceğini zannetmiyorum. Yine de bizim için bir dinamik ve bir condenser mikrofon olması yeterli şimdilik. DAW olarak şimdilik Digidesign M-Box2 Mini üzerinden ProTools kullanıyoruz fakat kayıtların ilerleyen günlerinde MIDI enstrümanlar da kullanmamız gerektiğinde Logic kullanmayı da planlıyoruz.
Şimdilik biraz erken fakat şarkılar şekillenmeye başladıktan sonra şarkılardan kısa parçaları da buradan paylaşıyor olacağız.
Takipte kalın
Özgür Öztürk
…one last look at eden
Eylül 10, 2009

ve sonunda Europe yeni albümü “Last Look at Eden”i yayınladı. Sonic Boom, The Resistance ile birlikte bize sezonun açıldığının habercisi olan bu albümün incelemesini umuyoruz ki albümün tamamını dinleme fırsatımız olduktan hemen sonra sizinle paylaşırız. Şimdilik albümün çıkış parçası olan Last Look at Eden’in klibini izlemek için tıklayın.
Özgür Öztürk
Taştan duvarlar koydun önümüze hain İstanbul !
Eylül 8, 2009
Selamlar efendim,
VERA kayıtları son hızıyla devam ediyor…
9 Eylül çarşamba günü İzmir’in kurtuluşu şerefine, ÖzgürÖztürk Home Studio’da VERA yine kayıtlarda olacak.
Gündemimiz, HAİN. Özgür Öztürk’ün gitarlarının kaydedileceği günün akşamında, bu kayıtlardan belki videolar, belki de bazı ham kayıtları blog üzerinden sizlerle paylaşacağız…
Koray
Ready, Set, GO !
Eylül 3, 2009
Merhaba istanbul!
Arkadaslar, nihayet memleketteyim… Istanbul’u biraktigim gibi sicak ve dibine kadar trafige batmis bulmanin hakli gururunu yasiyorum
Aile ve arkadaslarla gecirilecek birkac gunun ardindan yaz basindan beri planlarini yaptigimiz VERA kayitlari baslayacak…
Kayitlar suresince, OzgurOzturk Home Studio’dan en taze haberleri, kayit videolarini, fotograflari ve bazi ham kayitlari sizlerle paylasacagiz!
Takip icin, arada sirada blogumuza, facebook grubumuza ve internet sitemize goz atmaniz yeterli olacak
“it’s gonna be legen… Wait for it!”
Koray
ps: blog basliginin bir Tokio Hotel sarkisi olmasindan utanc duyuyorum, evet.